18 Haziran 2011 Cumartesi

Rum Yol Arkadaşı

Eşimi pazartesi akşamı yolcu ettim. Evden havaalanına giderken Göztepe’den arabayla Bostancı’ya, deniz otobüsüyle Bakırköy’e, Havaş otobüsüyle de alana gittik. Eve dönerken de tam tersi. Havaalanından Bakırköy’e giderken otobüste şoför hariç 2 kişiyiz. Diğer arkadaş Rum aksanlı Türkçesiyle şoförden sigara içmek için izin istedi, şoför izin vermedi, adam biraz diretti, en son “ama Arap ülkelerinde izin veriyorlar” deyince lafa ben daldım.

Türkler Araplar farklı dedim.
Ama hepiniz müslümansınız aynı dedi.
İtalyanlar senin gibi otobüste sigara içmek istemiyor dedim.
Onlar İtalyan ben Yunanım dedi.
Ama hepiniz hıristiyansınız aynı dedim.
Onlar katolik ben ortadox dedi.
Ruslar ve Bulgarlar da istemiyor dedim.
Baktı işin içinde çıkamayacak Türkçe’den vazgeçti İngilizce’ye döndü.
İngilizce’yle de tokatladım.

Epey konuştuk. Otobüsten sonra deniz otobüsünde de konuştuk. Hem dinler tarihinden hem tarihten hem politikadan. Başörtüsünün hıristiyanlığa kadınların toplumsal etkinliğinin yok edilmesi için heykelleri dikilen Aziz Pavlus’un soktuğunu, aynı düşünceyle ayetlerin anlamıyla oynanarak islama da sokulduğunu; son savaşlarımızda Yunan ordusunun Anadolu’da toprak vaadiyle İngiltere tarafından kullanıldığını, Kıbrıs’taki sorun dahil dünyadaki bir çok sorunun da İngilizler tarafından çıkarıldığını biraz ayrıntılarıyla anlatınca adam tam koptu.

Arkadaşı epey sarstım:) Ama yanlış anlaşılmasın; sohbet gayet hoş geçti. Çok sevecen, cana yakın bir arkadaştı. Daha çok şaşkınlıkla dinledi. Küçükyalı’da bir Rum restoranında çalışıyormuş. Beni bir akşam misafir etmek istediğini de söyledi. Olur dedim telefon numaralarımızı paylaştık.

En son ayrılırken senin niye valizlerin yok diye sordu.
Ben eşimi yolcu ettim şimdi eve dönüyorum dedim.
Arkadaş gene şaşırdı;
bu kadar yolu eşini yolcu etmek için geldin şimdi de geri mi dönüyorsun dedi.
E tabi, dedim, hatta yetişmek için işten de biraz erken çıktım dedim.
İşte bu yüzden Yunan kızlar Türk erkeklerle evlenmek istiyor dedi.

İlginç bir arkadaştı ve eşimin ayrılışının verdiği burukluğu biraz hafifletti. Bu hafta arayıp beni restoranına davet edeceğini söylemişti ama henüz bir haber çıkmadı. Kendi söylediklerinden yola çıkarak Yunan erkeklerin tarih bilgilerinin az olduğunu, din bilgilerinin az olduğunu, eşlerine karşı ilgilerinin az olduğunu anladık; bakalım sözlerine güven olur mu olmaz mı onu da anlayacağız:)

31 Mayıs 2011 Salı

Geçen sene bugün, yani 31 Mayıs'ta kıyamet kopuyordu.

İsrail Mavi Marmara Gemisi'ne baskın düzenledi. 9 türk öldürüldü. Başbakan kükredi.

Gazetelerin sayfalarına bakıyorum:
"AKPnin Hopa nitinginde gerginlik: 1 ölü 1 yaralı"
"Bursa'da patlama: 1 ölü, 8 yaralı"
"Düğün alayında kaza: 28 ölü"

Ölen ölene ama kıyametin koptuğu, krizlerin çıktığı geçen sene katledilenlerden bahseden yok.

Haberlere biraz daha bakıyordum ki nihayet gözüme İsrail ile ilgili bir haber ilişti. Haber şöyle:
"İsrail parlamentosu (Knesset) Başkanı Reuven Rivlin, 1915 Ermeni iddialarıyla ilgili olarak, Knesset'te her yıl bir anma günü düzenlenmesini planladığını söyledi"

Müstehak demek lazım.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Vantilatör

Şu günlerde Japonya'da, özellikle de Tokyo'nun elektronik ve bilgisayar cenneti Akihabara semtinde en çok satılan bilgisayar ürünü USB girişli vantilatörmüş.

Bilindiği gibi Japonya büyük bir deprem felaketi yaşadı. Bu felakette ülkenin en büyük enerji kaynaklarından biri olan Fukuşima'daki nükleer enerji tesisi kullanılamaz duruma geldi. Bu sebeple Japonya genelinde bir elektrik sıkıntısı söz konusu.

Malum yaz geliyor; hatta geldi. Japonya yaz aylarında çok sıcak ve nemli olur. İnsanlar evlerinde gün boyu klimalarını çalıştırırlar.

Ama, dedik ya, şimdi ortada bir elektrik sorunu var. İnsanlar bu yüzden az elektrik kullanmaya çalışıyorlar ki enerji rezervleri israf olmasın; asıl ihtiyaç duyulan yerlerde, ihtiyaç duyan kişilerce kullanılsın.

Gelgelelim şu çok satılan USB girişli vantilatörün ne diye çok satıldığına:

İnsanlar enerjiyi idareli kullanabilmek için evlerinde ve iş yerlerinde zaten kullanmak durumunda oldukları bilgisayarların tükettiği enerjinin yanında bir de klima için elektrik harcamayalım diye yazın sıcağında mümkün olduğu kadar klima kullanmayıp o küçük vantilatörle serinlemeye çalışmayı hedefliyorlarmış da o yüzden.

Milli bilinç, saygı başka şey.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Serbest

Serbest kelimesi aslen Türkçe değildir. Asıl anlamı da Farsça'da 'baş' anlamına gelen 'ser' kelimesi ile 'bağlı' anlamındaki 'best' kelimelerinin birleşiminden oluşan birleşik bir kelimedir.

Yani 'serbest' kelimesinin gerçek anlamı 'başı bağlı'dır.

Dolayısıyla..
Serbest piyasa başı bağlı piyasa,
Serbest bölge başı bağlı bölge,
Serbest atış başı bağlı atış,
Serbest yüzme başı bağlı yüzme,
Serbest meslek başı bağlı meslek demek oluyor aslında.

Bir de Arapça'dan gelme tesettür kelimesi var. Kelime anlamı: zorla, baskı ile kapanma ve kapatma oluyor.

Yani tesettürün serbest olması için yaygara yapanlar sanıldığı gibi kıyafet özgürlüğü istemiyorlar. Baskı ile baş kapatmanın olağan kabul edilmesini istiyorlar.