11 Nisan 2018 Çarşamba

Parktan Parka Tsu 津

Nagoya gezimin ertesi günü ailece yoğun bir gündemimiz vardı. Eşim akşam saatlerine kadar toplantıda olacaktı, benim de öğlen bir iş görüşmem vardı. Sabah küçük oğlum Kayra'yı kreşe bıraktıktan sonra eşimi de öğretmenlik yaptığı okula bırakacaktım. Sonra büyük oğlum Eren'i dedesine bıraktıktan sonra kendi görüşmeme gidecektim. Arabayı eşimin okuluna doğru sürerken dönüşü kaçırdım ve mecburen sonraki sokağa saptım. İlk kez girdiğim bu sokakta karşıma inanılmaz bir manzara çıktı.

Saat dokuzu biraz geçmiş, güneş masmavi gökyüzünün üzerine doğru yeni tırmanmaya başlamış, ışığıyla yaprakların üzerindeki çiğleri pırıl pırıl parlatıyordu. Karşıma çıkan yer, yol üzerindeki ikişer üçer katlı evlerin arasına sıkışmış küçücük bir çocuk parkıydı. Kendisini çevreleyen evler kadar eskiydi. Salıncağın, kaydırağın, tahterevallinin ve tren süsü verilmiş oyun tünelinin boyaları dökülüyordu. Parkta onlar kadar eski olan, daha yakışır bir ifadeyle yaşlı olan, zaten görkemlerini de yaşlarından alan kiraz ağaçları tüm çiçeklerini açmış, günü yeni ısıtmaya başlayan güneşin altında pespembe parlıyordu. Hiç düşünmeden arabayı kenara çektim, eşimin orada duramayacağım uyarılarına rağmen arabadan inip parka daldım. Mutlaka o parkın havasını solumam gerektiğini hissediyordum çünkü. Boş parkın tam ortasında durup etrafımda döndüm, yüzümde bir gülümseme ile ağaçların ihtişamını seyrettim.

Önceki yazımın son cümlesinde bahsettiğim sürpriz işte buydu (bkz. Sakura Zamanı Nagoya Kalesi). Bu satırları kısmen o yazının devamı olarak yazıyorum.

Sürekli olarak kullandığım 'sakura zamanı' terimini, aynı başlık altında farklı bir yazıda açıklamıştım. O yüzden burada kısaca değinmekle yetineceğim. Kiraz çiçeklerinin açması Japonya kültürü ve yaşamı için pek çok anlam taşıyor. Örneğin, hem okul yılının, hem iş yılının başlangıcı bu dönemde yapılıyor. Kiraz çiçekleri her ülkede açıyor ama sadece Japonya'da birçok şey bu dönemde olup bitiyor. İşte 'sakura zamanı' ve 'sakura dönemi' terimlerini kullanarak tüm bu anlamları yüklemeye çalışıyorum (bkz. Sakura Zamanı).

Japonya'nın kiraz çiçekleriyle bezendiği sakura dönemi, gıda sektöründe de bir hareketlenme yaratıyor. Japon menşeli firmalar dahil, başta ABD markaları olmak üzere yabancı firmalar da tatlarında ve temalarında sakuralara yer veriyorlar. Kiraz çiçekleri, şirketlerin pazarlama ve reklam birimleri için bulunmaz fırsatlar yaratıyor. Örneğin, Starbucks'ın sakura latte adı altında kahve, McDonald's'ın hamburger menülerinin yanında sakura aromalı gazoz seçeneği sunduğunu söyleyeyim, gerisini siz tahmin edin.

O günkü iş görüşmesinden çıkıp oğlumu almak için kayınpederimin evine giderken, evin birkaç yüz metre yanında, ormanın içine gömülmüş olan Oni Tapınağı'nın (小丹神社, Oni Jinja) önüne çektim arabayı. Tapınağın bahçesinde birkaç kiraz ağacı bulunuyor. Tüm çiçeklerini henüz açmamış olmasına rağmen çok güzel bir görüntü oluşturuyorlardı. Zorlu görüşmeden sonra burada geçirdiğim birkaç dakika, denizin derinlerinden var gücümle yükselip başımı suyun üzerine çıkardığımda içime çektiğim ilk nefes kadar rahatlatıcıydı. 

Tsu'da sakuraların en güzel açtığı yer, sanırım Kairaku Parkı'dır (偕楽公園, Kairaku Koen). Oni Tapınağı'ndan on beş dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunan park, aynı zamanda şehrin merkez tren istasyonunun biraz ilerisinde yer alıyor. Park içinde bulunan tüm özel noktalar sakuralar altında. Örneğin, parkın girişinde sergilenen eski lokomotif, çocuk oyun bahçesi, gölet ve yürüyüş parkurları pespembe çiçekler altında renkleniyor. Parkta bulunan çadır ve ahşap yapılı kafeler, büfeler sadece bu dönemde, yani sakura döneminde kuruluyor. Dönem bitince toparlanıp kaldırılıyor çünkü park en çok bu dönemde kalabalık oluyor. Sadece parkın kendisi değil, çevresindeki yerler de, örneğin otoyollar bile sakuralarla bezeniyor. Parkı çevreleyen sokak, kiraz ağaçlarının oluşturduğu pembe çatılı bir tünel içinde kalıyor.

Yaşadığımız şehirde olunca, sakura zamanı Kairaku Parkı'na birkaç kez gittik. Ama hemen hemen her gün gittiğimiz, kiraz çiçeklerinin keyfini her gün çıkardığımız başka bir yer vardı. Onu da sonraki başlık altında yazacağım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder