6 Ocak 2017 Cuma

Yeni Yıl İçin Paylaşımlar

Yeni yılın ilk satırlarını yazmak için Japonya'da geçirdiğim ilk yılbaşında neler yaptığımızı anlatmak isterdim. Ona da sıra gelecek ama ülkemde art arda o kadar üzücü olaylar oldu ki, güzel şeyler yazarak başlayacak ruh halini kendimde bulamadım. Yeni bir şeyler düşünüp kaleme almak yerine o anlardaki hislerimi dışa vurduğum sosyal medya paylaşımlarımı bu satırlara taşıyarak kayıt altında tutmayı uygun buldum.

Yılbaşı gecesi yeni yılı kutlamak için eğlenen onlarca kişinin kurşunlanarak öldürüldüğü saldırı sonrası 1 Ocak'ta şu satırları yazmıştım:

"Eskiden cuma namazlarına giderdim. Sanırım 2005 yılı sonuydu, yılbaşına birkaç gün kala yine cumaya gitmiştim. Namazdan önce imam anlatıyordu; yılbaşı kutlamak günahtır, yılbaşında hediye vermek gavur adetidir, vallahi de billahi de küfürdür. Yani ben sevdiklerim sevinsin diye hediye alacağım, yeni yıl için güzel dilekler dileyeceğim, ve 'uydum hazır olan imama' diyerek arkasında saf tuttuğum imam beni kafir ilan edecek! Bir daha asla cumaya gitmedim.

Aradan geçen 10 küsur yılda gelinen nokta şu:


O imam gibilerin yetiştiği okullar kat kat arttı, yetişmedikleri dönüştürüldü. O imam gibilerin bağlı olduğu diyanetin başındaki şahıs, birkaç gün önce yılbaşı kutlamasının israf olduğu fetvası verdi, kendisi bizim vergilerle zırhlı Mercedes'e biniyor. O diyanetin bağlı olduğu kurumun o zaman başında olan şahsın bizzat kendisi imam, kendine saray yaptırıp cb oldu, şimdi başkan olacak. O müstakbel başkanın yönettiği ülkede dün yılbaşı gecesi kutlama yapan insanlar kurşuna dizildi, o imam gibilerin ardında saf tutup cuma namazı kaçırmayan tipler 'oh olsun, kafirler, layıklarını bulmuşlar' gibi söylemler üretip, noel babanın başına silah dayama, sünnet etme gibi eylemler yapıyorlar. Ve ben, din konusunun gündemde asla yer tutmadığı, kimsenin kimseye sesini yükseltmediği, yol verdim diye arabanın içinde bile direksiyona kadar eğilip teşekkür eden insanların yaşadığı Japonya'ya yerleştim."


Türk Lirası her geçen gün değer kaybediyor, yabancı yatırımcılar tasi tarağı toplayıp ülkeden kaçıyor, işsizlik artıyor. Bizzat ben, bilgisayar yüksek mühendisi olarak Türkiye'de bir buçuk yıl iş bulamadım. Tüm bunlar olurken iş hayatındaki insanların riyakarlıklarını 4 Ocak'ta şu satırlarla dile getirdim:


"Çöken ekonomiden, haksız terfilerden, torpilli işe alımlardan, yersiz atamalardan, artan işsizlikten, geçim ve gelecek kaygılarından sorumlu tuttukları siyasetçileri, kodamanları, yandaşları Facebook, Twitter gibi yerlerde yerden vuran kişilerin LinkedIn'de her şey harikaymış gibi davranmaları çok ilginç. Onların görmediği ortamlarda esip gürleyip, onların görebilecekleri ortamda çıkarlarını gözeterek süt dökmüş kediye dönenler, şikayet ettikleri ortamın oluşmasında birinci derece suç ortakları olduklarının farkında değiller mi?"



Her yıl bir öncekini aratır oldu ve bu yılın da öyle olması ihtimali beni derinden endişelendiriyor. Öyle ki, ben bu satırları henüz yayınlamamışken, bir de İzmir'den kahredici haber geldi. Onun için de şu tepkiyi verdim:

"Bir ara, hiç subay ölmüyor demişlerdi, subayların şehit haberleri gelmeye başladı; babanın kızına şehvet duyması haram değil dediler, çocuklar tecavüze uğradı; hamile kadın sokakta gezmesin dediler, parkta hamile kadın darp edildi; yılbaşı kutlamayın dediler, yılbaşı kutlayanlara kurşun yağdı; İzmir'de bomba patlamıyor dediler, İzmir'de bomba patladı..."

İnsan gurbetteyken memleketin acılarını daha çok hissediyor, çığlıklarını daha derinde duyuyormuş. Bir tür Nazım Hikmet yalnızlığı yaşıyorum dünyanın diğer ucunda. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder