6 Mart 2016 Pazar

Eski Eve Dönüş

2000 yılında İstanbul'a yerleştiğim zamanki ilk evime tekrar taşındım. O zaman bekâr biri olarak tek başıma kalıyordum. Şimdi, aynı eve eşim ve çocuklarımla birlikte dört kişi olarak taşındık. Böylelikle, hayatımızın geri kalanıyla ilgili planımızın bir safhasını daha gerçekleştirmiş olduk.

Taşınmanın serüveni olmaz. Eşyaları ve kendini yerleştirirsin, biter. Anlatmaya kalksan yazıyla bir paragraf eder. Ama 2000-2016 arasında bu evde başlayıp dönüşümü detaylarıyla anlatmak istesem, şöyle bir kafamda tarttığım kadarıyla, 200 sayfa civarında bir kitapta toplamam gerekir. Günün birinde bunu yapmayı deneyebilirim belki, ama şimdilik özetin özetinin özeti sayılacak birkaç ayrıntıyı buradaki satırlara kaydedeyim.

Doğup büyüdüğüm şehir Adana'ya dönmek gibi bir planım olmadığı gibi İstanbul'da yaşamayı da düşünmüyordum. 1998'de yüksek lisansı bitirdikten sonra İngiltere'de kalıp birkaç yıl çalışmak, sonra da doktora için Amerika'ya gidip oraya yerleşmek niyetindeydim. Sözlüm İngiltere'ye gelmeyi ve İstanbul dışında bir yerde yaşamayı kesinlikle reddediyordu. Israrlarım sonuç vermeyince döndüm. Hayatımda pişmanlık duyduğum tek karardır. Çünkü kendi yaşam planlarımı bir başkası için değiştirmiştim.

Oldu olacak askerlik de aradan çıksın istedim. İş arayışına girmeden askerliğe müracaat ettim. Yüksek lisanslı bir bilgisayar mühendisi olunca kısa dönem talebim reddedildi. Bu, 16 ay sürecek yedek subaylık demekti. İngiltere ayrılığına askerlik de eklenince ilişkiyi ayakta tutmak zordu. Yine de bu kadar çok şey feda etmişken sonuna kadar denemek istedim. 2000 yılında askerlik biter bitmez İstanbul'a gelip hem iş hem ev arayışına girdim. 1999 depremiyle ev fiyatlarının düşmüş olması, cebimizdeki paranın ev almaya yeteceği bir fırsat yaratmıştı. Evleneceğim ümidini sürdüren ailem ceplerindeki tüm parayı ev almak için kullandı. On üç katlı bir apartmanın giriş katında güzel bir ev aldık. Böylece 25 yaşımdayken İstanbul'da bir ev sahibi oldum. İş bulmam da sadece birkaç hafta sürdü.

Sözlüm bana dönmeyince bekârlığın keyfini sürmeye başladım. Bekârlığın keyfini sürerken bana dönmek istedi, annesini evime yolladı, bu sefer ben geri çevirdim. Babam artık kendini emekliye ayırmıştı, annemle birlikte İstanbul'a gelip senenin yarısı bende kalıyorlardı. Haliyle evime her istediğim zaman arkadaşlarımla gelemiyordum, gece kalması için kimseyi davet edemiyordum. Bu durum hem aile hem de gönül hayatımda tartışmalara sebep olmaya başlayınca farklı evlerde kalma ihtiyacı doğdu. Tesadüf bu ya, oturduğumuz apartmanda bir daire satılığa çıkarıldı. Bildiğimiz, güvendiğimiz bina olduğu için maceraya girmek istemedik. Tanışık olduğumuzdan ev sahibi fiyatta indirim de yapınca paramızı birleştirip o daireyi satın aldık. Giriş katındaki daireyi annemler isteyince deniz ve adalar manzaralı dokuzuncu kata ben yerleştim.

Böylece, evli hayatı sürmek için ev aldıktan beş sene sonra bekâr hayatı sürmek için başka ev aldım. Şimdi böyle söyleyince zenginlik, bolluk içinde yüzdüğüm filan düşünülebilir ama ilgisi yok. Bizim yaptığımız tek şey, elde avuçta ne varsa eve harcamak oldu. Yatırım gibi bir düşüncemiz de asla yoktu. Yedi senelik banka kredisi yükünün altına girdim. Sırf keyfimce yaşayayım diye. Aynı sene arabamı da bir senelik banka kredisiyle yenilemiştim. Bu yüzden ilk borç senesinde maaşımın tamamı bankaya gitti, sonraki senelerde de epey zorlandım. Borç yiğidin kamçısı derler ya, o günlerimi düşününce Büyükada'da fayton çeken atlarla rahatlıkla empati kurabiliyorum.

Yedi sene borç ödemem bittiğinde, artık evli ve bir çocuk babasıydım. Uğruna İngiltere'den döndüğüm kadın yerine, uğruma Japonya'dan gelen kadınla evlenmiştim. Hayatımın en doğru kararıdır. İnsanın nasıl ödeyeceğini düşündüğü bir borcu kalmayınca geleceği planlamak için daha çok zamanı oluyor. Çocuklar da olunca planlar sadece onların geleceğine yönelik oluyor. Düşüncemiz eğitimlerini Japonya'da almaları. Bunun için öncelikle oraya taşınmamız gerekiyor, ki bu da şu demek: Japonya'da da bir evimizin olması lazım.

Babamın vefatından sonra annemin Adana'da daha fazla kalmasıyla giriş katı evimiz zaten senenin büyük kısmında boş duruyordu. Benim de yaşayacak bir bekâr hayatım kalmadı. Böylece, evleri birleştirdik ve İstanbul'daki ilk evime dönmüş oldum, diğerini kiraya çıkardım. Şöyle bir düşününce, aslında başta karar verdiğim noktaya dönmekteyim. Evlenmek için aldığım eve evli olarak taşındım, yurtdışında yaşama düşüncem de gerçekleşmek üzere. Başta gerçekleşmelerine engel olan tüm sebepler, şimdi gerçekleşmesini sağlayan sebeplerin ta kendileri. Şu basit taşınma meselesi, verdiğim yanlış ve doğru kararlarla hayattan aldığım en büyük dersin özetidir: Hayatını bir başkası için değiştirme, keşkelerle sürdürme. Bakarsınız, Japonya'da bir de doktora yaparım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder