4 Eylül 2015 Cuma

Uydum Hazır Olan İmama

Eskiden cuma namazlarına giderdim. Bir imama denk geldim, o gün bugündür yıllar oldu gitmem.

Bilindiği gibi cuma, bayram gibi namazların farzında imamla uyum içinde namaz kılmak için "uydum hazır olan imama" diye niyet edilir, namazı imam kılar, tüm cemaat kılmış olur. Başka bir ifadeyle, cemaatin namazını imam kıldırır. Cemaatin yapması gereken şey, imamın hoparlörden gelen sesiyle birlikte namaz hareketlerini uygulamaktır.

Bu namazların esas şartı, imamın adam olmasıdır, hazır olması değil.

En son gittiğim ve beni bir daha gitmekten vazgeçiren imam, hutbesini okurken şöyle demişti:
- Yılbaşlarında hediye almak vallahi de billahi de küfürdür.

Yani şimdi ben, sevdiğim insanlar sevinsin diye hediye alıyorum, inandığım Allah'a ibadet etmek için gittiğim caminin imamı küfür ettiğimi söylüyor, üstelik bunu söylemesi için, aldığım hediyenin vergisiyle maaşı ödeniyor.

Herkes gibi ben de bir gün ölüp gittiğimde sorguya çekilirken muhtemelen aramızda şöyle bir konuşma geçer:
- Cuma namazına durdun mu?
- Durdum.
- Hazır olan imama uydun mu?
- Uydum.
- Ulan bu pezevengin neyine uydun da namaza durdun?
İşte bu soru geldiğinde verecek cevabım olmayacağı için artık cumaya falan gitmiyorum. Kimse kusura bakmasın, ben Allah'tan korkarım. Bu yüzden hesabını veremeyeceğim iş yapmam. Yapmayacağım için de siyasetin kuklası olmuş, başkanı zırhlı Mercedes'le gezen bir kuruma bağlı din dışı sözde imamların ardı sıra namaza durmam. Dahası var: bunların cebine maaş olarak giren vergilerimin bir kuruşunu bile helal etmem.

Bu anekdotu anlattığım cuma kaçırmayan arkadaşlarımdan biri imamı savunarak, Yahudi ve Hristiyanları velî edinmemeyi emreden Maide 51. ayeti kanıt göstermişti [1]. Müslüman bir baba çocuğuna yılbaşı hediyesi alınca Hristiyanları velî edinmiş oluyor! İşin ilginç tarafı, aynı surenin, yani yine Maide suresinin 5. ayeti çok açık bir biçimde "kendilerine kitap verilmiş olanlar" tabirini kullanarak Hristiyanların, Yahudilerin yemeklerinin helal olduğunu ifade ediyor [2]. Böylece, sadece müslüman olma şartını öne sürerek helal gıda pazarı kuranların, örneğin "İslamî usullere göre kesilmiştir" etiketiyle milleti kendi etine muhtaç bırakan namazlı kasapların foyası da ortaya çıkıyor [3]. Yemeklerini yersek onları velî edinmiş olmayız ama yılbaşında annemize hediye alırsak oluruz, öyle mi!

Yaşar Nuri Öztürk, bir çok yerde, cemaatin en az üç kişiden oluşabileceğini, bunlardan birinin imamlık edip hutbenin bir Kur'an ayeti okuyarak yerine getirilebileceğini, ev dahil uygun olan herhangi bir yerde böylece cuma namazı kılınabileceğini ayetlere, tefsirlere ve belgelerle uygulamalara dayandırarak açıklamıştır. Kur'an'ı Tanıyor Musunuz adlı kitabında da Cumua 9. ayeti vererek şu ifadeleri kullanmıştır: "Bir mümin, Kur'an'ın emrettiği Cuma vakti ibadeti için isterse cemaatin oluştuğu bir yerde (cami, ev, mescit, vs.) cuma namazını kılar, isterse cuma namazı vakti süresi kadar Kur'an okur veya Kur'anî bilgilerle meşgul olur."(s.150).

Açıkça söyleyeyim: yılbaşına şurada birkaç ay kaldı ve o gün geldiğinde ben sevdiklerime hediyeler alacağım. Bu memleketin camilerinde asla cuma namazı kılmayacağım. Ve eminim ki böyle yaptığım için Allah'ın takdirini daha çok kazanacağım.
Haydi şimdi hayırlı cumalar..
_______________________________________________________________________________
[1] Ayetin tamamı şöyledir: "Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları velîler edinmeyin. Onlar birbirlerinin velîleridir. Sizden kim onları velî edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz." (Maide 51). Burada kullanılan "velî" kelimesi aynı zamanda Allah'ın isimlerinden biri olup farklı tercümelerde dost, gönül dostlu, yardımcı, sırdaş, destek veren gibi sözcükler kullanılmıştır. Ayetin suyunu sıksanız onlarla aynı tarihte hediye vermenin onları velî yapmakla aynı anlama geldiği sonucunu çıkartamazsınız.
[2] Ayetin ilk üç cümlesi şöyledir: "Bugün size bütün temiz nimetler helal kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri size helaldir. Sizin yemekleriniz de onlara helaldir..." (Maide 5). Daha önce gelen Maide 3. ayet, nelerin haram olduğunu sıralar ve En'am 145'te pis olduğunu ifade ettiği domuz etini bu sıraya koyar. Yani bir yemeğin yenebilmesi için temiz ve sağlıklı olması şartı aranır. Emin olun, Allah sizin sağlığınıza kasaplardan ve manavlardan daha çok değer verir.
[3] Ayrıntılar için bkz. Allah İle Aldatmak, Y.N.Öztürk, s.231-234.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder