20 Nisan 2015 Pazartesi

Patron Şirketleri Kurumsal Kimlik Kazanabilir Mi?

Patron şirketlerinin, kurumsal olduklarını iddia etmek gibi bir özellikleri vardır. Elbette benim gibi 15 yıllık iş hayatı deneyimine sahip kişiler için bu konuda anlatılabilecek çok şey vardır ama ben, bu yazıyı yazmak istememi sağlayan son olay çerçevesinde konuyu ele almak istiyorum. Böylece hem yazıyı bir makale kalıbından kısmen uzak tutmayı hem de okuyuculara bu deneyimden kendileri için bir fikir çıkarabilmelerini amaçlıyorum.

Sene başında işten ayrılınca, daha önce planladığım şeyleri geçekleştirmek için bir fırsat yakaladığımı düşünerek bunları gerçekleştirmeye ağırlık verdim. Yine de tatmin edici bir teklif gelirse değerlendirebileceğimi göz ardı etmeden açık bir kapı bıraktım. Bu bağlamda müracaatlarım ve görüşmelerim oldu. Nasıl sonuçlanacakları şu anki hayat düzenimi ve planlarımı fazla etkilemeyeceği için görüşmelerimde çok rahatım ve karşımdaki insanları ve şirketleri daha kolay değerlendirebilme şansına sahip oluyorum.

En son görüşme yaptığım şirket 25 kişilik bir patron şirketiydi. Toplam üç kez çağırdılar, altı kişiyle dört ayrı iş görüşmesi yaptım. Bu altı kişinin en çok vurguladıkları konu şirketin "küçük olmasına rağmen son derece kurumsal" olduğu idi. Bunu değişik örnekler vererek desteklemek istediler. Örneğin, her şeyin yazılı olduğunu belirttiler. 

Şimdi sürecin kısa bir özetini vereyim ve şirketin ne kadar kurumsal olduğu değerlendirmesini size bırakayım.

Sırasıyla, yaptığım dört görüşme ve görüştüğüm altı kişinin unvanları şöyle: 
1- İK ve Finans Müdürü + Satış ve Pazarlama Grup Müdürü 
2- Genel Müdür + Genel Müdür Vekili
3- CEO
4- CFO. 
Unvanlara göre bir hiyerarşi kurmayı deneyin. Şirketin 25 kişi olduğunu unutmayın. 6 kişi ile yani şirketin %24'ü ile iş görüşmesi yapmış olduğumu da göz ardı etmeyin.

İlk görüşme çok olumlu geçti. Aracı olan İK şirketi de bana bu yönde geribildirim verdi ve ikinci görüşme ayarlandı. Bu görüşme de çok olumlu geçti. Hatta son aşamada, istemiş olduğum ücretin pazarlığını bile yaptık. Ertesi gün aracı İK şirketi durumun çok olumlu olduğunu, CEO ve CFO ile de tanıştırılmak istendiğimi iletti. Onu da kabul ettim. Bu arada, olumlu olarak nitelendirirken bunun tek taraflı değil karşılıklı olduğunun altını çizmek isterim. Görüştüğüm kişilerin yaklaşımları, tavırları ve samimiyetlerinden hoşlanmıştım ve onlarla çalışabileceğime kanaat getirmiştim. 

Ta ki CEO ve CFO resme dahil olana kadar.

Karı-koca kurdukları şirkette yönetim kurulu üyesi/CFO ve yönetim kurulu başkanı/CEO sıfatlarıyla her ikisiyle de aynı gün ayrı ayrı görüştüm. (Bu bağlamda aile şirketi nitelemesini yapmak da yanlış olmayacaktır). İki görüşmenin toplamı diğerlerinin her birinden daha kısa sürdü. Önce CEO olan bey geldi ve CV'mi görünce beni niye seçmeyebileceğini izah etti. Patron olarak kendisinin kağıtta bizzat gördükleri, maaş ödediği müdürlerin edindiği fikirlerden daha önemli. O çıktıktan sonra CFO olan hanım geldi ve kimseden bilgi almamış gibi sil baştan iş görüşmesine başladı, özgeçmişim üzerinden geçip 'niye öyle', 'niye böyle' soruları sordu. Kendisi biraz daha insaflı davranıp müdürlerinin benim hakkımda "çok güzel" şeyler ilettiğini söyledi. "Ama" diye başlayan ikinci bir cümle ekleyecek gibiydi, sustu. 

Detayları anlatmayayım ama özet olarak demeye çalıştıkları şey şu idi: Biz patronlar olarak aslında başkasında karar kıldık ama seninle görüşenler seni çok beğenmişler. Onlara seni istemediğimizi söylemenin meşru zeminini oluşturmak için de mecburen seni tekrar çağırmamız lazımdı.

Son görüşmeden iki gün sonra aracı İK firması fikrimi destekleyen şu bilgiyi gönderdi: "CEO ile tanışan bir diğer aday" tercih edilmiş. Patronların her dediği olan "son derece kurumsal" şirketle yaptığım süreç böylece son buldu. Fırsatım olsaydı işe alım sürecinin bu şekilde olduğu da yazılı mı diye sormak isterdim. 

Şimdi bir empati yapın: Genel müdürsünüz. Açık bir pozisyon var. Pozisyonun yöneticisi kendi ekibi için birini seçiyor, İK bu kişiye onay veriyor. Bir görüşme de siz yapıyorsunuz ve siz de onay veriyorsunuz. Teklif aşamasına geçilmesi gerekirken patronlar gelip hayır o olmasın şu olsun diyor. Ve siz de hâlâ kendinizi o şirketin Genel Müdürü sanıyorsunuz! Ekibinizden birinden memnun olmayıp işten çıkarmak isteseniz ve patron kalsın dese mecburen onunla çalışacaksınız. Peki bu halde onu yönetebilecek misiniz veya kendi motivasyonunuzu koruyabilecek misiniz? Unvanınız var yetkiniz yok.

Güven sorunu, patron şirketlerinin bir başka tipik özelliği. Bir genel müdürün iki veya daha alt mevkideki bir işe alıma onay verirken, bir de patronlar baksın demesinde bir güvensizlik vardır. Veya genel müdürün onayladığı işe alım için patronların bir de biz bakalım demesinde bir güvensizlik vardır. Yani ya müdürlerin özgüven eksikliği, ya da patronların karşı güven eksikliği vardır.

Bu kadar yazının sonunda sizlerde "kedi ulaşamadığı ciğere mundar der" izlenimi yaratmış olmak istemem. Hatta bunu algıyı yıkmak için sürecin olumsuz sona ermesinin bende hayal kırıklığı yarattığını söyleyebilirim. Çünkü CEO ve CFO dışında konuştuğum dört kişi için de dürüst, işlerinin ehli, samimi ve birlikte çalışmaktan zevk alacağım insanlar olduğuna kanaat getirmiştim. Demek ki, ben de boş bulunup kurumsal olduklarına kendileri kadar inanmışım.

Madalyonun bir de öteki yüzü var. Birçok arkadaşımdan duyduğum kadarıyla, küçük şirketlerin gitgide kurumsal kimliğe bürünmesi süreci de çalışan memnuniyetinde olumsuz etkiler yaratıyormuş. Ancak biz bunun değerlendirmesini yapmayı kendilerine bırakalım ya da tecrübe etmeyi bekleyelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder