17 Nisan 2014 Perşembe

Osaka Kaiyukan

Osaka Kaiyukan (海遊館) [1], bugüne kadar olan Japonya seyahatlerimde gitmiş olduğum dördüncü akvaryum idi. Daha önce de blogumda yer verdiğim akvaryumların [2] en ilginci değildi ama hepsinde olduğu gibi onu da diğerlerinden farklı yapan bir özelliği vardı. Kaiyukan akvaryumunu diğerlerinden ayıran ve ününün asıl kaynağı ise balina köpekbalığı olarak bilinen Rhincodon Typus türünü içinde barındırmasıdır.

Osaka'ya asıl gitme sebebimiz, orada yaşayan ve eşimin eski arkadaşı olan Rie'yle buluşmak idi. Daha önce İstanbul'da da buluştuğumuz ve evimizde misafir ettiğimiz Rie, oğlumuz için de ilginç olacağı düşüncesiyle gezmek için Kaiyukan'ı seçmişti. Böylece Japonya'da kaldığım süre boyunca geçirdiğim en yağmurlu gün olan 30 martta Osaka'yı ziyaret edip hatıralarımız arasına güzel bir günü daha ekledik. Gezinin yarısında uykuya dalmasına rağmen oğlumun ilk kez gördüğü canlılara verdiği tepkiler çok hoştu. Bu da arkadaşımızın bizim için iyi bir tercih yaptığını göstermeye yetmişti.

Eşim Osaka'daki insanların cana yakın olduklarını söyler. Rie ile buluştuğumuz Namba tren istasyonundan Kaiyukan'a gitmek için bindiğimiz otobüs bunun bir ispatı gibiydi. Otobüs boş olduğu için üçümüz, aslında yaşlılar/hamileler/engelliler için ayrılan koltuklarda yan yana oturmuştuk ve koridorda fazla yer kaplamaması için oğlumun pusetini olabildiğince kendime çekmiştim. Duraklarda durdukça otobüs dolmaya başladı. Duraklardan birinde yaşlı bir amcanın geldiğini görünce ona yer vermek için ayağa kalktım ve kırık Japoncamla yerimi gösterdim ama yaşlı amca tekrar oturmamı işaret ederek iki basamak kadar yüksek olan yanımdaki koltuğa bir sıçrayışta oraya oturdu. Seksen yaşında olduğunu söyleyen bu amca ile, Rie'nin ve otobüsteki diğer insanların az çok katılımıyla bir muhabbete tutuştuk. Rie ona yaşına göre dinç olduğunu, koltuğa sıçrayarak oturduğunu söyleyince otobüste gülüşmeler oldu.  Bu yaşlı amca bizden daha önce indi ve inmeden önce torbasından bir mandalina çıkartıp oğlum için olduğunu söyleyerek hediye etti. Vermeye daha önceden niyetlenmişti ama bunu gizleyerek tam inerken vermişti; böylece karşılığında bir şey vermeye kalkmamızı istememişti. Az bir emekli maaşıyla geçinmek zorunda olduğu düşünüldüğünde, bu amcanın oğluma vermiş olduğu bu değerli hediye sebebiyle onu bu satırlarda şükranla anmak istedim.

Osaka Kaiyukan binasının giriş kısmını, kilitli dolaplara eşyalarınızı bırakabileceğiniz geniş bir salon oluşturuyor. Böylece şemsiye, çanta, mont, ne varsa fazlalıklarınızı yanınızda taşımak zorunda kalmadan ziyaretinizin keyifli geçmesine olanak veriliyor. Üçüncü katta olan bu giriş bölümünde biletlerinizi okuttuktan sonra geçtiğiniz turnikede sizi çok uzun bir yürüyen merdiven bekliyor. Bu merdiven ile binanın son katına kadar çıkıyorsunuz. Yani üçüncü kattan sekizinci kata kadar yürüyen merdiven ile çıkıyorsunuz. Binanın merkezine boylu boyunca yerleştirilmiş olan büyük akvaryumun çevresindeki rampadan saat yönünde döne döne iniyorsunuz ve tekrar başladığınız yere, üçüncü kata geri geliyorsunuz. Geniş bir sarmal çizerek ilerlediğiniz bu parkurun sol kısmındaki vitrinlerinde dünyanın çeşitli denizlerinden toplanmış rengarenk irili ufaklı canlılar bulunuyor. Bunların arasında çeşitli balıklar olduğu gibi yunuslar, foklar, penguenler, deniz kaplumbağaları da var. Merkezdeki büyük tank ise diğer köpekbalıkları ve vatozlar ile balina köpekbalığını içinde bulunduruyor. Bu balığın Kaiyukan tarafından ona verilen bir de ismi var: Yu-chan [3].

Bilinen en büyük balık türü (balina değil) olan Rhincodonların boyları 10 metrenin, ağırlıkları da 20 tonun üzerine çıkabiliyor. Türünün kalan tek örneği olan ve yaklaşık 70 senelik bir ömre sahip olan bu devasa balıklardan birini, daha doğrusu Yu-chan'ı yüzerken görmek nefes kesiciydi. Ana tank içinde onunla birlikte yüzen görevli dalgıçları kıskanmamak elde değildi.

Parkur üzerinde yer yer ayrılan küçük bölümler de mevcut. Bu bölümlerde derinliklerde yaşayan balık türleri, deniz anaları, yosun ve mercan türlerini görmek mümkün. Bölümlerden birinde de bir sergi alanı var ve burada Kaiyukan'ın tarihçesi anlatılıyor. Yu-chan'ı içinde bulunduran büyük tankın camının ne kadar kalın olduğunu görmek gerçekten hayret vericiydi.

Son bölümde geniş ve sığ bir havuz bulunuyor. Bu havuzda çeşitli vatozlar ve köpekbalıkları var ve görevlilerin gözetiminde bunlara dokunmanıza izin veriliyor. 2010'da gittiğim Kushimoto Marine Park'ta ellerime aldığım karettadan sonra Kaiyukan'da da benzer bir deneyimi böylece yaşamış oldum. Köpekbalıklarının derileri sert ve pürüzlü idi. O kadar ki, derilerinin üzerinde yapışmış olan kumları önce derisinin kendisi zannettim. Sonra biraz silkeleyip derilerini gerçekten hissettiğimde çok bir fark olmadığını gördüm. Kanatlı vatozların sırtı ise tam tersine yumuşak ve çok kaygandı.

Öğlen yemeği saatini biraz geçirdikten sonra çıktığımız Kaiyukan'ın yan tarafındaki küçük alışveriş merkezinde, bir Türk restoranında(!) yemek yedik. Yemekler o kadar kötü ve Türk yemeği olmaktan uzaktı ki eşim bile şu sözleri söylemek zorunda kaldı: "buraya gelen Japonların Türk yemeklerinin böyle kötü olduğunu düşünmesini istemiyorum". Yaklaşık 30 TL karşılığı bir ücret ödeyip, açık büfede bir saatlik süre boyunca tabağınızı istediğiniz kadar doldurup yeme hakkına sahipsiniz. Ama salatasından çorbasına kadar her şey büyük bir beceriksizlik eseriydi, hatta peynirli pide yapmayı bile becerememişlerdi. İç mekanın da itici bir görüntüsü vardı ve "Türk müziği" diye Tatlıses, Kırmızıgül, vs basıyorlardı. Bir gün yolunuz Japonya'ya düşer de memleket özlemi çekip burada yemek yemeye kalkarsanız büyük bir hata etmiş olursunuz.

Neyse ki daha sonra uğradığımız Namba Parks [4] adlı alışveriş merkezi ve oradaki Nana's Green Tea [5] adlı pastanede yediğimiz nefis tatlılar damak tadımızı yerine getirdi. Namba Parks, alışageldiğimiz AVMlerin aksine bir çok açık alana sahip, modern ve olabildiğince ağaçlar, çeşitli bitkiler ve çiçeklerle süslenmiş. İçerisindeki mağazalarda Japonya'nın değişik yerlerinden olduğu gibi dünyanın da farklı yerlerinden gelen nadir eşyalar ve yiyecekler satılıyor. Sadece Namba Parks'ı gezmek için bile bir gün feda edilebilir ve bu boşa geçmiş bir gün sayılmaz. Ancak biz Osaka'daki günümüzü burada noktalamak durumundaydık. Namba Parks'ın alt katındaki tren istasyonunda arkadaşımızla vedalaşıp iki buçuk saatlik eve dönüş yolculuğumuza, güzel bir günün hatıralarını yanımıza alarak böylece başlamış olduk.
_________________________________________________________________________________
[1] Kaiyukan'ın resmî internet sitesi: http://www.kaiyukan.com/language/eng/index.htm
[2] İlgili yazı: http://www.hayatinbencesi.com/2013/07/akvaryum-ziyaretleri.html
[3] chan (okunuşu: çan), isim sonuna eklenen ve saygınlık kazandıran san eki gibidir; isme sevimlilik ve samimiyet kazandırır. Örneğin, köpek ve köpecik gibi.  
[4] resmî internet sitesi: http://www.nambaparks.com/en.html
[5] resmî internet sitesi: http://www.nanaha.com/en/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder