30 Ekim 2013 Çarşamba

Kurban Bayramında Adana

[12-18 Ekim 2013 tarihleri arasında yapmış olduğumuz gezi yazısının 4.bölümdür.         1.bölüm: Eskişehir Gezisi, 
                                                                                                                                        2.bölüm: Seyitgazi'den Akşehir'e
                                                                                                                                        3.bölüm: Konya Gezisi]

14 Ekim arife akşamı Adana'ya vardık. Otel odalarından sonra üç gece boyunca kendi evimizde kalacak olmak bizi iyi gelecekti. Yemek saatini geçirmiş olmamıza rağmen, eve ulaştığımızda annemin hazırlamış olduğu yemekler sofrada bizi bekliyordu.

Yazabileceğim çok fazla şey olmasına rağmen, yazı dizimin en kısa yazısı bu olacaktır. Nihayetinde Adana ziyaretimiz geziden çok aile buluşmalarıyla ve dinlenmeyle geçti. Yıllar sonra Adana'ya, cenaze veya düğün sebebiyle değil de tatil için gelmiş olmak bize biraz olsun gezebilme şansı da verdi. Ancak bu ziyaretimiz her şeyden daha çok nostaljik oldu. Oğlumun ilk kez Adana'ya gelmiş olması ise değerini bir kat daha artırdı.

Güzel bir uykudan sonra Bayramın ilk sabahına uyandık. Biraz Atatürk Parkı'nda yürüyüş yapıp evimizin karşısında bulunan ilkokulumun önünden geçip tekrar eve döndük. Aynı binada oturduğumuz yengemden sonra, zamanımızın çoğunu birlikte geçirdiğimiz rahmetli amcamın ailesi ilk buluştuklarımız oldu. Aynı soyadını taşıdığımız kuzenlerim oğlumu ilk kez gördüler. Oğlum da onlarla çabuk kaynaştı ve amcalarıyla çok eğlendi. Birlikte kebaba gitmeler*, kafeler, kahvaltılar.. memleketimize mi geldik, misafirliğe mi geldik şaşırmamıza neden oldu.

En çok göç alan şehirlerden biri olan Adana'nın çehresi de epeyce değişti. Eskiden bataklık olan yerler bugün gözde yerleşim yerleri arasında. İnşaat halinde olan apartmanlara her yerde rastlamak mümkün. Ama İstanbul'daki balkon yutturmacası, deprem bölgesinde olmasına rağmen Adanalıları kandırmaya yetmemiş. Eski ve yeni tüm evlerde geniş balkonlar bulunuyor. Memesiz kadın almıyorsan, balkonsuz ev de almayacaksın ifadesi, Adanalı mantığına ve mizahına gayet uygun düşüyor.

İstanbul için deniz gören ev ne demekse, Adana için de göl gören ev o demek. Seyhan baraj gölünün manzarası, şehrin birçok yerinden görülmeye değer. Halamın bugün oturduğu ev, göl manzarasını belki de en iyi gören yerde bulunuyor. Kısa bir süre için uğrama fırsatı bulduğumuz halamın evinden de birkaç fotoğraf çekme fırsatı bulabildik.

Dönüş yolculuğuna başlayacağımız günün sabahında bahçemize gittik. Portakallar, mandalinalar, limonlar, greyfurtlar topladık. Rahmetli babamın ve amcamın yetiştirdiği ağaçların meyvelerinden oğlumun yiyecek olmasıyla duygulanmamak elde değildi. Otuz seneden daha yaşlı ağaçların arasında eşim, kuzenlerim ve kucağımda oğlumla gezdik, meyveler topladık.

Arabayla yolculuk yapmıyor olmamızın verdiği avantajla topladığımız meyvelerin yanı sıra, uzun zamandır İstanbul'daki evimize taşımak istediğim bazı eşyaları da getirme şansı buldum. Bunlar arasında benim için en önemlileri müzik kasetlerimdi. Klasik müziğe olan merakımı, düşkünlüğümü beni tanıyan herkes bilir. Eskiden CD yerine kasetler vardı ve Adana'da klasik müzik kaseti bulmak çok zordu. 11-12 yaşlarımdan beri biriktirdiğim bu kasetleri de alıp 17 Ekim öğlen sonrası dönüş yolculuğuna başladık. İstanbul'a ulaşmadan önceki son ziyaret yerimiz olan Ankara'ya doğru yola koyulduk.

[Sonraki bölüm: Anıtkabir]
_______________________________________________________________________________________________
* Adana'da kebaba gitmek ifadesi, kebapçıya gidip kebap yemek, olarak kullanılır. Meselâ, Ahmet'i kebaba götürdüm, demek, Ahmet'e kebapçıda kebap ısmarladım, demek.

1 yorum:

  1. kebab ADANADA YENİR başka yerde değil_____Bilseydim bende bir günlüğüne dahi olsa gelirdim sırf o küçük beyimizi sevmek için.

    YanıtlaSil