3 Aralık 2012 Pazartesi

Sokrates, Mu ve Hac

Son okuduğum kitaplar, Sinan Meydan'ın iki kitabının yanı sıra Sokrates'in Savunması ve Coelho'nun Hac kitabı oldu.

Sinan Meydan'ın birbirini tamamlayan Atatürk ve Kayıp Kıta Mu kitabı, benim gibi bir tarih meraklısına ilaç gibi geldi. Öyle ki, hemen ardından devam kitabı olan Köken'i de okudum. Her ikisinde de elime kalemi alıp altını çizdiğim, notlar aldığım çok yer oldu. Burada öğrendiğim ve incelediğim bir konuyu da blogumdaki bir yazıma konu etmiştim (ilgili yazı:Emerik'in Keşfi).

 
Sokrates'in Savunması, Platon tarafından kaleme alınan büyük bir "ders". Öyle bir ders ki, din sömürüsü, cahil halkın aldatılması, yönetimi elinde bulunduranların çıkarlarına ters düşen doğru işler yapanların ve doğruları söyleyenlerin affedilmemesi gibi bugün bile yaşamakta olduğumuz değişmez zulüm ilkelerini 2500 sene öncesinden haykıran bir eser. Bu incecik kitabın özetinin bile ülkelerin eğitim bakanlıklarınca ders kitaplarına alınmamasına şaşmamak lazım.

Platon, eserinde, Sokrates'i ölüme götüren suçlanma ve yargılanma sürecini, Sokrates'in ağzından kaleme almış. 2500 sene önce bugünkü bilimin, teknolojinin, istihbarat imkanların, vs. hiçbirisi olmamasına rağmen, satırları okudukça bu farkı göremiyorsunuz çünkü o zaman neler yaşanmışsa bugün yaşanmakta olanlardan bir farkı olmadığını anlıyorsunuz.

Paulo Coelho, Hıristiyanların 1000 yıldır yürüdükleri, Pireneler'den Santiago'ya uzanan 700 kilometrelik kutsal hac yolundaki yürüyüşünü konu ettiği Hac kitabında, başından geçen olaylara ve edindiği deneyimlere yer veriyor. Coelho'nun bu yolculuğu onun Simyacı adlı eserine de ilham kaynağı olmuş. Çok doğru bulduğum bir sözü alıntılayarak aktarmak istiyorum: "Kendilerini hayatın haksızlıklarına uğramış iyi insanlar olarak görenler, başlarına gelenleri hak etmediklerini düşünenler hiçbir zaman yürekten savaş veremezler."

Kitabı okurken çok keyif almamın ve yazarın aktardığı birçok felsefî öğretiyi de yerinde bulmamın yanı sıra ilginç bulduğum bir olaya rastladım. Yazarın anlattığı bu olay bana Verdi'nin ünlü operası Il Trovatore'yi anımsattı ve onu da blogumun şu başlığında aktardım: Hac'da Trovatore.

Hac'da, yazarın yolculuk sırasında uyguladığı RAM* egzersizlerinin de nasıl uygulanacağı başlıklar altında verilmiş. Bu egzersizlerden birini kendim de uygulamaya aldım. Adına Zalimlik Egzersizi denen bu uygulama kısaca şöyle: Ne zaman kıskançlık, haset, nefret gibi kendini kötü hissettirecek bir düşünceye kapılırsan, işaret parmağının tırnağını, aynı elin başparmağının tırnağını çevreleyen ete batır, acıyı hisset ve odaklan, bunu her defasında tekrar et, gerekirse elin yara içinde kalsın; böylece bu uygulama zamanla kötü düşüncelerden kurtulmana yardımcı olacaktır.

* Regnum, Agnum, Mundi. Kitap, batınî bir tarikat olduğu anlaşılan RAM Tarikatı'nın bir üyesi olan yazarın, ustalık mertebesine erişmesi üzerine yapılan tören ile başlıyor. Kitabın cazibesini korumak adına daha fazla ayrıntıya girmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder