27 Eylül 2012 Perşembe

27.09.2012

İyi bir yolculuk değildi benim için. Ama neyse ki yanıma kitap almıştım bu sefer. Üç araç değiştirdikten sonra 20 dakika yürüyerek vardım çağırıldığım yere. Şehri şehir yapan her şeyden uzak bir yerde, içerisinde, tost ve çaydan daha iyi bir şey alamayacağım, dondurma şirketinin reklam olsun diye kendilerine verdiği plaj tipi şemsiyeleri gölgelik yapmış büfesinden başka bir gıda satış yeri barındırmayan, tam bir mahrumiyet alanına konuşlandırılmış, camekanlı bir binaydı. 500 kişilik bir alanda 20 kişi ya vardı ya yoktu.

Bir odaya girdim ve odada bir kuş vardı. İçeriye nasıl girmişse girmiş, açılmayan cam pencereden dışarıya çıkmak için çırpınıyordu. Odadan dışarıya kaçmasın diye kapıyı kapattık ve bayanlardan birinin hırkasının yardımıyla yakalayarak dışarıya bıraktık. Benim ziyaretim de, bir bakıma, o kuşunkinden daha farklı değildi.

Konuşacağım kişiyle konuştum. Binada eski bir tanıdığımla ratlaştım, ayaküstü lafladık. Çıktım, 20 dakika yürüdüm, 3 araç değiştirdim ve döndüm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder