10 Ağustos 2012 Cuma

Mutlu'nun Eldivenleri

Annem çöpe atma meraklısıdır. Tipik bir 'at gitsin' insanıdır. Evi derler toplar, gözüne işe yaramadığını düşündüğü bir şey ilişirse kapının önüne koyar. Bekar olduğum yıllarda, Adana'dan İstanbul'a geldiği zaman evimi 'temizler, düzenler', sonra ben eve geldiğimde aradığım hiçbir şeyi yerinde bulamazdım. Doğal olarak atmış olduğunu düşünürdüm. Neyse ki bazıları daha sonra bir yerlerden çıkardı.

İşte annem inanılmayacak şekilde bazı şeyleri yıllar yılı saklamış. Örneğin, benim bebekken giydiğim bazı kıyafetler. Oğlum doğduğunda annem bu kıyafetleri, özenle saklamış olduğu çeyiz sandığından çıkartıp kullanmamız üzere bize verdi. Hem şaşırdım hem de çok hoş duygular hissettim. Ve inanır mısınız, nostalji yapma hevesi bir kenara, özellikle biri çok işe yaradı: eldivenlerim!

Mâlum, bebekler tırnaklarıyla istemeden yüzlerini, gözlerini çizmesinler diye ellerine parmaksız eldivenler takılır. Bizim de yeni aldığımız bir çift eldiven vardı ama biraz kalın geliyordu ve bu yaz sıcaklarında kullanmak için uygun değillerdi. Daha incesini bulamamıştık ve oğlumun ellerine her taktığımızda allem edip kullem edip ellerinden çıkarıyordu. Ama 37 sene önce bana annemin giydirdiği eldivenler imdadımıza yetişti. Hem ince hem hafif hem sağlam hem de çıkmıyor. Benim eldivenlerim artık oğlumun eldivenleri oldu.


Günler geçiyor ve oğlum Eren bugün tam 3 aylık oldu. Devam etmekte olan iş arayışım, geçen her gün stresimi ve müsebbiplerine duyduğum kini biraz daha artırsa da, hem ailece birlikte geçirdiğimiz zamanın tadını çıkartıyorum hem de ayrı geçirdiğim zamanın acısını çıkartıyorum.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder