16 Şubat 2012 Perşembe

Şike-mbe

Çocukluğumda anlamını öğrendiğim ‘şike’ kelimesi hep futbol ile ilişkilendirilmişti. Şike denince akla futbol gelirdi. Gel gör ki geçen senenin lig bitimine kadar şikeden ceza yemiş ne klüp gördüm ne kişi. Ama öyle maçlar seyrettim, öyle sezonlar izledim ki şikesiz olmasına ihtimal vermiyorum. Ancak o kadar dokunulamıyordu ki, Süleyman Seba gibi dürüst, ahlaklı bir başkan, ellerinden alınan şampiyoluktan sonra ancak “şerefli ikincilik” diyebiliyordu. Kendisine bir kez daha saygılarımı sunuyorum. Hele hele bugün klubü kendisine borçlandırıp, rakip klube ‘bizim’ ifadesi kullanabilen bir başkanın varlığında Seba’nın değeri daha da arttı.

Final maçında kornere penaltı çalıp takıma kupa kazandıran hakem gördük.
*
Bugün Arif denince akıllara 96-97 sezonu gelir.
*
El var diye iptal ettiği golü ofsayt yokmuş diye veren hakem bugün hâlâ hakemlik yapıyor.
*
Hakemin teki açık ara lider takıma 6 kırmızı kart verip alaşağı ediyor. Hem o sezon hem sonraki sezon rakip şampiyon oluyor.
*
Bir oyuncu hakemin suratına tükürdü, sarı kart yedi, ikinci sarı olduğu için atıldı, hakemin üstüne saldırdı, arkadaşları güç bela tuttu, soyunma odasına giderken de tribündeki federasyon başkanına hakemi şikayet etti.
*
Daha geçen sezon rakip futbolcunun üstünde tepinen futbolcuya korkudan ancak sarı kart verebildiler.
*
Lider takımla oynayacak takımın en golcü, en formda oyuncusu bir bakmışsın maç günü sakatım diyor, oynamıyor, maçı kaybediyorlar, takım arkadaşlarına TVde sorulunca “e var bir şey” diyorlar. Sezon bitiyor o lider şampiyon oluyor, sakat olan o futbolcu da şampiyon takıma transfer oluyor.
*
Yersen daha neler var.

Ama gel gör ki bu ‘şike’ ancak geçen sene ortaya çıkarıldı. Geçen sene ligler bittikten sonra kıyamet koptu. Elden giden cumhuriyet değerlerini savunmak dururken, adı şikeye karışmışları savunanlar sokaklara döküldü. Ne de olsa onlar kendilerini de ayrı bir “cumhuriyet” olarak adlandırıyorlar. Bir klüp başkanı tutuklu, gazetelerde boy boy telefon konuşmaları yayınlandı ki akıllara zarar. Daha yalanlayan olmadı. Hâlâ bu adamı savunup lehinde gösteriler yapıyorlar. Tabi bu işler bunca zaman yoktu da şimdi mi var demek lazım. Niye bu kadar zamandır dokunan olmadı da şimdi dokunuldu demek lazım.
Dikkatler neden yön değiştirildi...

Ama sanırım artık sular durulmak üzere. Zira artık tutuklu klüp başkanı ile aynı klube mensup federasyon başkanı atışmalara başladı. Biri diyor ki, benim idealim klübe başkan olmak. Öbürü diyor ki, senden olmaz ben varım. Yahu daha düne kadar küme düşürüleceği söylenen bir klüpte bunlar olur mu? Dahası da var, Fransa’nın gol kralını milyonlarca paraya transfer ettiler. Fransa’da gol kralı olmuş, millî forma giyen, milyonlarca değeri olan, hedefleri olan bir futbolcu, küme düşürülecek takıma gider mi? Demek ki küme düşürülmeme sözü çoktan verilmiş, işin içinde başka işler var.

Bu işlerin üstü zamanı gelince örtülecek ama bakalım nasıl örtülecek. Tahminimce bunlar suçsuz bulunacak. Özür dilenecek, tazminatlar verilecek, üstüne biraz daha kupa hediyeleri falan.. Ya da genel seçimlerden kısa bir süre önce aklanıp, oy sömürüsü yapılacak. Bekleyelim görelim. Ama ben esas olarak tüm dikkatler bu yöne çevirilmişken memlekette neler elden gitmiş olacak onu merak ediyorum. Bir de bakmışsın takım kurtulmuş ama futbol oynanacak memleket kalmamış.

Hayırlısı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder