22 Aralık 2011 Perşembe

Büyük Büyükbabamın Katledilişi

Babam, Ali olan ilk adını katledilen büyükbabasından almıştır. Rahmetli babamın bizlere aktardığı olay, onun cümleleriyle kısaca şöyledir:

Büyük büyükbabam, Abozade Ali Bey, memleketimiz olan Çukurova’da Ermeniler’in uyguladığı katliamların arttığı dönemde çalışmak üzere bağa gitmek istemiş. (Ali Bey, onun oğlu büyükbabam İsmail Hakkı Bey ve babam o topraklarda çiftçilik yaptılar. Şimdi bendeniz ve kuzenlerim halen devam ettirmeye çalışıyoruz.) Kendisini uyarmışlar, şu sıralar bunlar azıttı gitmen tehlikeli olur, demişler. Ali Bey, çalışması lazım geldiği için ikna edilememiş ve tek başına gitmiş. Bağda çalışırken Ermeniler tarafından farkedilmiş. Zorla tutup götürmüşler. Ve camide......başına kurşun sıkıp.....öldürmüşler. Büyükbabam İsmail Hakkı Bey daha sonraları bu işin peşinden çok koşmuş ama katillerin bulunmasında ve yakalanmasında başarılı olamamış.

Babamın büyükbabasını, o zaman Fransızlar’ın ve onların kışkırttığı, silahlandırdığı Ermeniler'in işgali altında bulunan Adana’da Ermeniler öldürmüştür.

Tarihinde, Dünya'nın bir çok yerinde olduğu gibi, doğrudan ve dolaylı olarak insan katliamlarının başını çeken birkaç milletten biri olan Fransızlar bugün “Ermeni Soykırımı” oylaması yaptı ve 577 kişilik meclisin 38 üyesi tarafından onaylanan tasarı kabul edildi. Demokrasiye bakın! Büyük büyükbabam Ali Bey gibi pek çok Türk’ün katlediği o dönemlerde, Fransa, Ermeniler’e Türk topraklarının sözünü vermiş ama Mustafa Kemal Atatürk gibi tarihin en büyük kahramanlarından birinin sahneye çıkmasıyla rezil olup tırıs tırıs geri dönmüştü.

Atatürk ve eşi Latife Hanım Adana'ya geldiğinde onları karşılayanlar arasında büyükbabam İsmail Hakkı Bey de var. Bu resmi başka kaynaklarda bulamazsınız.

İlk planlı isyanlarını 1909’da yaparak Adana şehrini tamamen yakıp binlerce Türk’ü katleden Ermeniler, Fransa’nın kendilerine verdiği Çukurova’da devlet kurma sözü ile ileriki yıllarda bölgeyi Türklerden temizlemek için katliamlarını artırmışlardı. Topraklarımızı işgale gelen Fransa’nın, bölgede yeterince askeri gücü olmadığı için kendilerini kullandığına akıl erdiremeyecek kadar beyinsiz olan bu hain Ermeniler, 1921’de yapılan Ankara Antlaşması gereğince bölgeyi terkeden Fransızlar tarafından yüzüstü bırakılınca sudan çıkmış balığa döndüler. Zira artık hayalini kurdukları devlet tam bir hayal olmuştu. Her şeye rağmen Türk Devleti’nin çıkardığı affa ve verdiği bütün garantilere rağmen Adana’dan kaçtılar. Yıllardır katlettikleri Türklerle tekrar birlikte yaşama cesaretini gösteremediler.

Muhtemelen aralarında büyük büyükbabamı katledenlerin de bulunduğu işte bu kaçan köpeklerin dölleri, şimdi aynı işbirliği içinde, kendilerine 100 sene önce verilen sözlerin tazmini için farklı oyunlarla ülkemize saldırmaya, iftiralarla şeytana hizmet etmeye devam ediyorlar. Ama biz başkalarını suçlamak yerine kendimize bakalım: Eğer bugün Türkiye tekrar 100 sene önceki gibi güçsüz, sözü dinlenmez bir durumda olmasaydı bunlar kesinlikle olmazdı. Atatürk'ün ölümünün hemen sonrasından başlayarak, en acizi bu dönem olmak üzere ülkenin başına geçen tüm yönetimler bu güçsüzleştirmeye/ihanete az, çok, bilinçli, bilinçsiz hizmet etmişlerdir.

Atatürk’e olan minnetimi bu satırların sonunda bir kez daha belirtmeyi borç bilirim.

2 yorum:

  1. eh güzel yazı.ama insanların kötü yönlerini göstermek için niye hayvanları örnek gösteriyorsunuz.keşke bir köpek olabilselerdi rahmetli büyük babanız bir katliama kurban gitmezdi.hayvanlar bizlere yararı olan canlılar değil midir.bir afet zamanı ya da uyuşturucu operasyonlarında köpekler kullanılmazlar mı.bu yazınıza üzüldüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ederim Hülya Hanım. Niyetimin hayvanları kötülemek olmadığını bilmenizi isterim. Ancak insanlıktan çıkmış olduklarını vurgulamak için yapmış olduğum nitelemede bu hassasiyeti göz önünde bulundurmadığım için haklı olduğunuzu kabul etmek durumundayım. Yazarken içinde bulunduğum duygulara veriniz. Bundan sonraki yazılarımda bu bakış açısını da dikkate alacağım.

      Sil