20 Aralık 2011 Salı

Aimi Kobayashi

Çocukluğumun en sevdiğim televizyon programlarından biri olan Pazar Konseri’nde merhum Hikmet Şimşek’in İdil Biret hakkında anlattıklarını iyi hatırlarım. Hikmet Şimşek, katıldığı bir konser programında İdil Biret’in anons edildiğini ve sonrasında piyanonun başına 4 yaşında küçük bir kızın geçmesi karşısındaki şaşkınlığını anlatmıştı. Sonra ise o küçük kızın piyano çalışını “taburede oturup o küçücük parmaklarıyla, yerden yüksekte kalan ayaklarını havada sallaya sallaya piyano çalıyordu” diye anlatmış, sonra ise o ‘harika çocuğun’ nasıl büyük, dünya çapında bir piyanist olduğunu gururla söylemişti.

Sonraki senelerde, benim de büyük bir gurur ve hayranlık duyduğum İdil Biret’in iki konserine bizzat dinleyici olarak katılma fırsatı bulmam ise benim için bir çocukluk hayalimin gerçekleşmesi gibiydi.

Konser salonlarını kapalı tutan, “kim dinliyor ki” diyerek klasik müzik yayını yapan radyoları kapatan mevcut hükümet zihniyeti içinde, Türkiye’nin yeniden böyle sanatçılar yetiştirmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum. Ancak ümidimi kaybetmiş değilim.

Bu satırlarda esas olarak bahsedeceğim şey İdil Biret’e çok benzeyen yeni bir sanatçının yetişiyor olduğunu görmek. Tamamen tesadüfen karşıma çıkan bu kız 1995 doğumlu ve tıpkı İdil Biret gibi 4 yaşında konser salonlarında müzik icra etmiş bir sanatçı. Aimi Kobayashi Japon bir piyanist ve bugün 16 yaşında. 4 yaşındayken ve sonraki erken yaşlarında verdiği konserleri Youtube’dan izlemiştim. Chopin’in 20 numaralı Nocturn yorumu hala hafızamdadır. Bu sene Japonya’ya gittiğimde ise onun bugüne kadar çıkmış olan iki CDsini de alma imkanım oldu.

Aimi Kobayashi CDlerim

Bu genç yeteneği takip etmeye devam edeceğim. İleride çok daha fazla adından söz ettirecek, büyük bir piyanist olacağını ümit ediyor ve bekliyorum. Umarım bir gün onun konserlerine gitme şansını da elde edebilirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder