28 Kasım 2011 Pazartesi

Kasım'ın Son Hafta Sonu ve Balık Avı

Güzel bir hafta sonu geçti. Cuma akşamı iki arkadaşımın şirketten ayrılış (kurtuluş) partisinden sonra eşimle başbaşa bir Cumartesi günü geçirdim. 'Kurtulma' meselesinde darısı başımıza diyelim. Cumartesi günü hava biraz soğuktu ama özellikle sahilde Cafe Nero’da, deniz ve adalar manzarası eşliğinde içtiğimiz kahveler, yediğimiz pastalar hafta sonumuzun en güzel zamanıydı bence.

'Platinium trophy' alacağım diye kendimi kastığım ve biraz da eşimi kızdırdığım No More Heroes oyununu da nihayet Cumartesi bitirdim ve yeni oyuna başladım: Dead Space 2. En az birincisi kadar güzel bir oyun ve beni etkileyebilmeyi başardı. Bunda da hedef 'platinium trophy' ama bakalım..

***
Kiyo-chan ile birlikte balık tutuyoruz 27.07.2011

Pazar günü sabah 4:30ta kalkmak beni bütün gün sersemletti diyebilirim. Geçen hafta olduğu gibi bu hafta da arkadaşımla Beykoz’da balık tutmaya gittik. Sabah ezanından önce bile kalabalıktı. Belki 1 saat rahat rahat olta atabildik ama gün ışımaya başlayınca balık avcıları çoğaldı. Biz de rahatsız olduk. Geçen hafta 2, bu hafta 3 balık tutabildim. Ha, dün bir de oltama küçük bir deniz yıldızı takıdı. İğneden kurtarıp tekrar denize bıraktım. Balık tutmada henüz bir öğün yemek çıkartabilcek seviyeye gelemedik ama denemeye devam edeceğiz. Kazandığımız şey bizim için deneyimdir diye düşünüyoruz. Emeksiz kazanç olmaz.

Balık avlama konusunda değinmeden geçemeyeceğim şey iki şey var. Birincisi balık tutmayı rahmetli babamdan öğrenmiş olmamdır. Adana’dan İstanbul’a gelmiştik ve Atike Teyzem’in Güzelyalı’daki evinde kalıyorduk. 1980lerin başıydı, yaz tatilindeydik ve ben muhtemelen 7-8 yaşlarındaydım. Sonra 5-6 saatlik bir vapur yolculuğuyla, 1 hafta kadar kalmak için Marmara Adası’na gittik. İlk oltamı oradaki bir bakkaldan babam aldı. Yem takmayı, balıkçı düğümünü, şarap mantarından şamandıra yapmayı gösterdi. Orada çay bahçesi gibi bir yer vardı. Annem ve babam orada otururken ben bir kaç metre ileride, kıyıda balık tutardım.

İkinci olarak çok daha yakın bir zamana, dört ay kadar öncesine gidiyorum. Japonya’da eşimin amcası Kiyo-chan ile birlikte çıktığımız balık avına.. Bana seneler sonra tekrar balık avına çıkma keyfini hatırlatan Kiyo-chan ile çıktığımız balık avı verimsiz ama çok keyifliydi. Her şeyden önce çok sakin, kimsenin kimseyi rahatsız etmediği bir ortamdı. İlk kez kamışla balık avlamayı da bu vesileyle Kiyo-chan’dan öğrendim. İstanbul’da balık avına çıkma isteğini de bende uyandıran kendisi oldu. Böylece kendime bir kamış aldım. Şimdi yavaş yavaş eksiklerimi görüyor, deneyim kazanıyorum ve yeni planlar yapıyorum. Bu planlardan biri de tekrar Japonya’ya gittiğimde yeni malzemeler almak ve Kiyo-chan ile birlikte tekrar balık avına çıkmak..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder