7 Eylül 2011 Çarşamba

Kobe

(bölüm 3/4)

Fukuoka’dan gece hareket eden otobüsle sabah erken saatlerde Kobe’ye vardım. Eşimle buluştuktan sonra bu şehirdeki gezimize başladık. 1995 yılında büyük bir deprem felaketiyle sarsılan Kobe şehri tamamen yeniden inşa edilmiş, çağdaş ve huzur dolu bir görünüme kavuşmuştu. Sahile harika bir park alanı yapılmış ve yeni inşa edilen iskelenin hemen yanında 1995’teki depremde yıkılıp kısmen suların altında bulunan eski iskeleyi, bu felaketi unutmamak için olduğu gibi bırakmışlar. Bu yıkıntını yanında ise o günden bu güne gelinen durumu resimlerle anlatan yazılı plakalar bulunmaktaydı.

İki gün geçirdiğimiz Kobe’de, eşimin panda şeklinde yapılmış özel bir tatlı yediği Çin Mahallesi’ni gezdik. Daha sonra teleferikle ulaşılan tepenin yamacında bulunan Nunobiki bahçesi, görme fırsatı bulduğum en güzel yerlerden biriydi. Şehrin tepe üzerinden görüntüsü harikaydı. Rengarenk çiçeklerin yanı sıra şimdiye kadar sadece manav tezgahlarında gördüğüm meyveleri dalları üzerinde görmek gezimize ayrı bir renk kattı. Aşağı inerken dinlenmek için durduğumuz yerde, bir Okinawa meyvesi olan ‘shikwase’ aromalı ‘kakigori’ yedim. Kakigori denilen şey bizim karsambaç dediğimiz şey ile aynı. Eşim bu kar makinesinin Japonya’da çok satıldığını söyleyince hemen alış veriş listeme dahil ettim.

Tokyo’ya gitmeden önceki bir kaç günümü ailemle geçirmek üzere Kobe’den ayrıldık. Tsu’da bizi üzücü bir sürpriz bekliyordu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder