25 Ağustos 2011 Perşembe

Sürpriz Nasıl Yapılır

Güzel bir Japonya gezisinden sonra, geleli 3 hafta olmasına rağmen günlük hayatıma alışmaya çalışıyorum. Bugünkü yazımda ve sonraki birkaç yazımda 2 haftalık Japonya gezimden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle sürpriz nasıl yapılır onu bir anlatayım.

Yolculuktan önceki 1-2 gün içinde izin işini, biletimi, valizimi, vs. hazırladım. Son gün planımı tekrar gözden geçirdim. Birkaç haftadır orada olan eşim Japonya'ya geliyor olduğumu henüz bilmiyordu. Cuma akşamı yola koyuldum ve Cumartesi Osaka’ya vardım. Şimdi Osaka’dan Tsu’ya gitmek lazım. Saat farkı nedeniyle orada akşam. Allahtan her şey istediğim gibi gitti ve 2 tren değiştirerek Tsu istasyonuna vardım. Etrafıma baktım, doğru yerdeyim. Endişem yatıştı ve nihayet istasyonda bir şeyler yiyebildim. Eve vardığımda bahçe kapısı kapalıydı. Önce İstanbul’dan arıyormuşum gibi telefon ettim. Kayınvalidem ile konuştuktan sonra eşim aldı telefonu.

- .......
- Skype yapalım mı?
- Olur ama 10 dakika sonra yapalım mı?
- Olur. Karıcığım sizin evin bahçe kapası kapalı nasıl açabilirim?
- Neden??!?
- Tamam buldum. Ben sizin evin önündeyim.
- Hayır değilsin.
- Neredeyim o zaman?
- İstanbul’dasın.
- Ama bak trenin çan sesi geliyor.
- Hayır onu bilgisayardan sen yapıyorsun.
- Şimdi kapıyı çalıyorum.

Zile basınca kapı kamerası sayesinde ekranda beni gördüler tabi. Eşim gülmeye başladı. Kayınpeder koşup kapıyı açtı: ben ve valizim! Herkeste bir şaşkınlık bir kahkaha. İçeriye geçip oturunca bile dakikalarca şaşkınlıkları ve ara ara gülmelerimiz geçmedi.

Ertesi gün yandaki evde oturan eşimin ablası ve çocuklar da şaşırdılar. Uzun zaman sonra herkesi iyi görmek, çocukların daha da büyümüş olduklarını görmek çok güzeldi. Dil engeli yüzünden eşimin tercümanlığı ile konuştuk. Ama artık ben de Japonca’yı iyiden iyiye öğrensem iyi olacak.

Japonya’daki ilk günümü Tsu’da ailemle geçirdim. Sonraki gün eşimle Nagoya’da gezdik. Ancak ondan sonraki gün tayfun yüzünden bütün gün evden çıkamadık. Japonya’ya gidip de tayfuna yakalanmadık demem artık. Evde içim içimi yedi kendimi dışarıya atmak için ama eşim engel oldu. Haberlere göre tayfun yüzünden 7 kişi ölmüştü. Ertesi gün tayfun etkisini kaybetmeye başladı. Böylece ben de biraz yürüyüş ve alış veriş yapma fırsatı bulmuş oldum. Gerçi eşim ona da itiraz etti ama daralmıştım ve çıkmam lazımdı. Yürüyüş boyunca etrafta gördüğüm kırık şemsiyeler hem ilginç hem de biraz komik gelmişti ki benim şemsiyem de rüzgarın etkisiyle ters dönüp kırıldı.

Akşam yemekten sonra sonraki günlerin gezi planını yaptık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder