3 Ağustos 2010 Salı

03.08.2010

İki gün önce akşam üzeri eşim ve annemle birlikte Bağdat Caddesi’nde kısa bir yürüyüş yaptık. Bir pastanede su muhallebisi yedik, eşim de dondurma yedi. Güzel bir akşamdı. Annem önce gelmek için çekindi. Karı-koca ile birlikte kendini biraz rahatsız hissetti. Ama ben onunla birlikte olduğuma memnun oldum. Dönerken bir süre bankta oturup dinlenmek ihtiyacı duydu. Annemin yürüyüşündeki aksaklık ve zorlanma da dikkatimden kaçmadı ve kendimi kötü hissettim. Onun yaşlanmış olduğunun daha çok farkına vardım.

Annemin tüm hayatı birilerine bakmakla geçti. Ortaokuldayken kaybettiğim anneannemin son zamanlarında hep onun yanında kaldı. Selami dayım çok uzun seneler hastalığı yüzünden evden çıkamadı. Annem ona da baktı. Hatta dayım gençken de çok hasta olurmuş. Daha sonra Aydın dayımın beklenmedik bir şekilde kansere yakalanması ile ona da bakmak durumunda kaldı. Babama ise tüm hayatı boyunca baktı. Her zaman söylerim, eğer annem olmasaydı babam 80li yaşlarını göremezdi. Ancak artık etrafında kendisinden başka bakıcılık yapacağı kimse kalmadı. Şimdiye kadar başkalarına bakmaktan kendine bakamamış olan annem artık kendi durumunun daha çok farkında. Hasta olduğu zaman, bir yeri ağrıdığı zaman daha çok korkuyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder