12 Ağustos 2010 Perşembe

Saflık, Enayilik ve Anayasa

Küçük bir çocuk vardır. Yemek yerken kazayla kaşığından şortuna yoğurt damlatır. Annesi etrafta yoktur ama görseydi kızardı diye düşünür. Yemeğini bitirir kalkar. Annesine gider. Anne yoğurt lekesi çıkar mı, diye sorar. Annesi de, çıkar yavrum, nereye döktün der. Çocuk nasıl anladığına şaşırır ama annesi için anlaması çok kolaydır.
İşte bu saflıktır.

Başka bir çocuk vardır. Yemek yerken kazayla kaşığından şortuna yoğurt damlatır. Annesi etrafta yoktur ama görseydi de kızamayacağını bilir. Çünkü yoğurt lekesi çıkar. Yine de bir şeyler yapmak ister. Dışarıda oynayan çocuklardan birini ikna edip kendisininkinden daha ucuz, daha uyduruk şortuyla değiştirir. Annesi görünce sorar, bu şort senin değil, nereden buldun? Çocuk da akıllı bir iş yapmış gibi anlatır, şortuma yoğurt damladı ama sen kızmadan ben gidip temiz bir şortla değiştirdim der
İşte bu enayiliktir.

Bir de enayi yerine konmak vardır.
Arkadaşının şortuna yoğurt döktüğünü gören çocuk onun şortuna sahip olabilmek için, yoğurt lekesi çıkmaz, annen görürse çok kızar, diye şortları değiştirmek ister. Diğer çocuk bu numarayı yutar ya da yutmaz.
İşte bu enayi yerine koymaktır.

Tayyoş diyor ki, bu anayasa sizin yararınıza, kendim için bir şey istiyorsam namerdim. İşte 12 Eylül seçimlerinde millet bunu oylayacak.

Ya "EVET ben enayiyim" diyecek.
Ya "HAYIR ben enayi değilim" diyecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder